Lilly Axster, Çeviri Dilman Muradoğlu

Yünden bir bellek

Broşür | 130 x 200 mm

yaklaşık 160 Sayfa | Seiten | yaklaşık 14 €

978-3-96042-132-0 | WG 2-110

Şubat 2022

NOCH NICHT BESTELLBAR

Bild

Lilly Axster’in gerçek hayattan aldığı ve kurmaca hatıralarından oluşan romanda, kahramanlar sömürgeci tahtlarından iniyor, aktivizm demansla çarpışıyor ve şiirsel bir dilin içinden Yeter Güneş söz alıyor!

Çocukluk başkaldırısının ve sınırsız bağımsızlığın ikonası Diny Donnerstein protesto ediliyor: Onun ismini taşıyan okulun adı, dünyaca ünlü Diny kitaplarının sömürgeci-ırkçı çağrışımları yüzünden değiştirilecektir.
Mezunlar “okullarının” adının değiştirilmesini engellemek için ellerinden gelen her şeyi yapmak üzere Kernhausen’a gelirler. Edebiyatın sonsuzluğu için savaşırlar. Eski toprak, iş bilir, sevimli, çekilmez ve umarsız bir demans hastası: Küçük bir Prens, Zorba ve bizzat Diny Donna Stein. Hiçbirinin kaybedecek bir şeyi yoktur.
Yeter Güneş genç bir kızken girdiği Mamak İşkence-Cezaevi’nde tutuklu arkadaşlarına ördüğü kazakların içine ilmeklerle askeri rejime karşı şifreli mesajlar işler.
Genç öğretmen Bil “gerçek kahramanı” sınıfına davet eder. Çocuklar büyülenmiş gibi dinledikleri hikâyeyi, kendileri de bir şeyler ekleyerek sahneye koyarlar. Artık onlar için okulun yeni adı belli olmuştur.
Anılar ve hikâyeler için verilen ateşli bir mücadele.

Yazar
Lilly Axster Viyana’da yaşıyor, roman, tiyatro oyunu, resimli kitaplar yazıyor (Resimleme: Christine Aebi).

rename the school | decolonize education | siyasi hakikatler, direniş, devrim, kahramanlık, kurgu ve hakikat, çocukluk ve yaşlılık | iki dillilik | roman | kurgu belgesel gibi büyük kavramların yapı bozumu.

„Mesleğimiz devrimdi. Ama işsizlik parası ya da emekliliği olmayan bir meslek. Profesörlük unvanı da alınmıyordu. Sıfırı tüketmiştik. Ancak şimdi burada, sürgünde gülebiliyoruz bunlara. Uyuyan köpeklerden özür dilediğimize. Uzun süre oturunca yaşlı insanlar gibi ayağa kalkışımıza. Bir şeyden korkunca altımıza kaçırışımıza. Soğuk havada birdenbire terlediğimize. Acıları şaka konusu yapmaya, adetin kesildiği yıllara girmeye, bir de bitmeyen yıllara. Önümüzdeki yemekle konuşmaya. Bir de kendimizle konuşmaya şimdi gülebiliyoruz. Günaydın Yeter. Çocuklar normal olmadığımı düşünecek. Haklılar da. Bazen durup dururken bir köpekten özür diliyorum.“